Geçmişe Yolculuk – Stefan Zweig Kitap Özeti | Kogo Society Forum Güncel Paylaşım Platformu

Geçmişe Yolculuk – Stefan Zweig Kitap Özeti

Lola

Admine
Yönetici
Forum Sahibi
Üyelik Tarihi
3 Eylül 2019
Mesajlar
230
Tepkime puanı
129
Puanları
43
Konum
başakşehir
Cinsiyet
Kadın
İlişki Durumu
İlişkim Var
Burcu
Balık
Geçmişe Yolculuk – Stefan Zweig Kitap Özeti

Stefan Zweig

Merhabalar bu yazımda Stefan Zweig‘in “geçmişe yolculuk” kitabının özetini yapacağım. Tren garında kadını görünce çok sevinmişti adam sürekli “Geldin işte .” diyordu. Kadın “Evet geldim.”diyordu. Adam nasıl tanıştıklarını hatırlamaya çalıştı. İlk kez yirmi üç yaşında gitmişti kadının evine. Patronunun isteği üzerine orada yaşamaya başlamıştı. Lüks yerlerde yaşamayı hiç sevmiyordu çünkü daha öncesinde birçok villada öğretmenlik yapmıştı. Fakirliğinin o evlerde göze batmasını sevmiyordu. Çok çalışarak sefalet içinde okumuştu. Bölüm birincisi olup hocasının referansıyla burada kimya mühendisliği yapmaya başladı. Patronunun evine ilk vardığında kendini çok kötü hissediyordu. Orada bulunmaktan hiç memnun değildi.

stefan-zweig.jpeg

Odasına yerleşince eşyalarının o lüks odada nasıl da emanetmiş gibi durduğunu fark etti. Daha sonra patronunun karısı onu görmek isteyince onun yanına çıktı. Kadın ona burada kendinin yabancı hissetmemesini, herhangi bir işleyişten rahatsız olursa hemen kendine bildirmesini söyledi. Orada günleri artık daha kolay geçiyordu. Kadınla ve oğluyla tiyatroya gidiyorlar, dışarı gezmeye çıkıyorlardı. Ne zaman kadına bir kitaptan ya da bir eşyadan bahsetse daha sonrasında onları odasında görüveriyordu.

Kadın onun gururunu hiç kırmadan onun zevkine göre odasını dolduruyordu. Adam artık burada bulunmaktan çok mutluydu. Bir gün patronu onu odasına çağırdı. Meksika’da yeni bir maden bulunduğunu ve diğer ülkelerden önce o madeni kendileri işlemeye başlarsa bunun şirket adına çok önemli bir gelişme olacağından bahsetti. Şirket adına Meksika’ya gitmesi için adamı tavsiye etmişti. En çok ona güveniyordu. Eğer gidip o madeni iyi bir işleyişe sokarsa iki yıl sonunda dönünce onu yönetim kuruluna dahil edeceklerdi. Adam bunu duyunca çok heyecanlandı. Önüne artık sürekli ezilmekten çıkıp kendinin patron olabileceği bir teklif sunulmuştu. Bunları düşündükten sonra hemen kabul etti. Odadan çıkınca duvarda kadının tablosunu gördü.

İki yıl boyunca kadını görememek demekti bu. Kadın paskalya tatilinde üç günlüğüne annesini ziyarete gidince onu nasıl beklediğini, üç günün sonunda acaba geldi mi diye sürekli aşağı inip durduğunu nasıl unuturdu. Kadına aşıktı bunu artık kendi içinde gizleyemezdi. Odasına gitti. Her yerde kadından bir anı vardı. Orada öylece saatlerce oturdu. Daha sonra kadın kapıyı çalıp odasına geldi. Yemek zilinin iki kez çaldığını neden yemeğe inmediğini sordu. Daha sonra adamın halini görünce telaşa kapıldı. “Ludwig neyin var ?” diye sordu. Adam Meksika’ya gideceğini anlattı. Kadın bunu duyunca ne yapacağını bilemedi. Orada öpüştüler.


Stefan Zweig

Kadın da onu seviyordu artık bunu anlamıştı. Gideceği güne kadar günler o ev içinde gizlice buluşmalarıyla geçip gitti. Gideceği gün geldiğinde kadın odasına geldi. Adam orada onunla birlikte olmak istedi ama kadın reddetti. Burada kocasının evinde olamayacağını ama dönünce bu sözünü tutacağını söyledi. Sonunda adam Meksika’ya vardı. Orada küçük bir barakada kadına olan özlemini biraz da olsa unutabilmek için kendini çalışmaya verdi. Ondan gelen mektupları yanından hiç ayırmıyordu. Sonunda döneceği gün geldiğinde bir an önce gitmek istiyordu. Ama bir terslik vardı.

Dışarıda bir şeyler oluyordu. Çıkıp ne olduğunu sordu ve birisi Almanya’nın savaş açtığını söyledi. Adam inanmadı hemen merkeze gidip orada olanları öğrendi. Söylenilenler doğruydu. Denizler artık tüm Alman vatandaşlara kapalıydı yani Almanya’ya dönemiyordu. Bunun çok uzun sürmeyeceğini birkaç ay sonra biteceğini düşündü. Ama sandığı gibi olmadı. Artık kadını unutmaya başlamıştı.

Orada Alman bir iş adamının kızıyla evlendi ve iki çocuğu oldu. En son savaş bittiğinde aradan dokuz yıl geçmişti. Bir bahaneyle Almanya’ya gitti. Berlin’e vardığında kadını arayıp iki gün sonra Frankfurt’a geleceğini söyledi. İşlerini hemen halledip kadının yanına gitti. Biraz yaşlanmıştı ama hala aynı sevecenliği ve duru güzelliği duruyordu. Havadan sudan konuşarak zaman geçirdiler. Son gün adam kızgındı sözünü tutmak istemiyor musun diye kadına sordu. Kadın istiyorum ama çok yıllar geçti bunun üstünü kapatalım artık dedi. Adam kabul etmedi. Kadına otele vardıktan sonra bir mektup yazdı onunla birlikte Heidelberg’e gelmesini ve sözünü tutmasını istedi.

Garda kadının geldiğini gördü. “Geldin işte.” Diyordu kadına. Birlikte trene bindiler ve Heidelberg’de indiler. Orada bir otele gittiler. Ama oranın ne amaç için kullanıldığını gördükten sonra ikisi de huzursuz oldu. Sonunda dışarıya dolaşmaya çıktılar. Birlikte önceden gittikleri orman yoluna gittiler. Gölgeleri birbirine karışıyordu. Sonra bir ses anımsadı. Geçmişte kadının okuduğu bir şiirdi bu. Acaba o ses geçmişle birlikte bugünün de örtüsünü kaldırabilecek miydi?

Stefan Zweig’in “geçmişe yolculuk” kitabını okumanızı öneririrm.
 

Yeni Konular

Üst